Hoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yazım Kuralları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
By_MarCeLo
Administrator
Administrator
avatar

Kayıt tarihi : 01/04/10
Mesaj Sayısı : 244
Aldığı Teşekkürler : 0
Yaş : 25
Nerden : Elazığ

MesajKonu: Yazım Kuralları   C.tesi Nis. 10, 2010 4:46 pm

Yazım Kuralları
BUNLARI YAPIN


Mutlaka sık sık paragraf yapın. Paragrafsız bir yazı upuzun ve ürkütücü
bir duvara benzer. Böyle bir duvarı kimse görmek istemez. Yazınızı da
kimse okumak istemez.
Her noktalama işaretinden sonra, (yani virgül, nokta, üst üste iki
nokta, soru ve ünlem işaretleri gibi) bir boşluk (yani espas) bırakın.
Bunu yapmazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun
sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız.
Ne kadar sade yazarsanız o kadar güzel görüneceğinden emin olun. Yani
mümkün olduğu kadar az noktalama işareti kullanın. Gereksiz
tırnaklardan, parantezlerden, çizgilerden, şapkalardan kaçının.
Noktalama işaretlerini sadece gerektiğinde ve zorunlu olduğunuzda
kullanın ki onların da kıymeti bilinsin.
İmla kurallarına mutlaka uyun. O kurallar dilin birliğini ve düzenini
sağlar. Yazdıklarınızın okuyan herkes tarafından anlaşılmasını sağlar.
Bilmediğiniz bir imla kuralı olursa diye, yanınızda bir "imla kılavuzu"
bulundurmanız sizi küçük düşürmez.
Kısa cümleler okunma açısından büyük avantaj sağlar. Tamam, uzun
cümleler kurup ne kadar usta yazar olduğunuzu göstermek
isteyebilirsiniz. Ama art arda sıralanmış onlarca sözcüğün insan beynine
anlamlı bir mesaj göndermesi, birkaç sözcüğün göndermesinden daha
zordur.
Artık çoğumuz bilgisayarlarda, klavyeleri kullanarak yazıyoruz. Yazı
büyüklüğünüzün (yani punto) ve yazı karakterinizin (yani font),
kullandığınız dile uygun olmasına özen gösterin. Çok küçük de
olmasınlar, çok büyük de. Unutmayın yazınız binlerce bilgisayarda
açılacak. Her yerde aynı düzenlilikte görünmesi, sık kullanılan yazı
tipleri (font) ve normal ölçülerde bir punto seçmenizle mümkün olabilir.
Boşluklar çok önemlidir. Yukarıda her noktalama işaretinden sonra boşluk
bırakmanız önerildi. Yazınızın bütününün biçimsel olarak sıcak
görünmesi için, yanlardan, alt ve üstten de uygun boşluklar
bırakmalısınız. Derli toplu bir görüntü, karmaşa karşısından her zaman
avantajlıdır.
Yazıda bazı durumlarda başlık (yani belirleyici, vurgulayıcı sözcük ya
da sözcükler) kullanırız. Bunların dikkat çekmesi için yazının
bütününden farklı bir font ve punto ile yazılmaları gerekir.

DOĞRU SÖZCÜKLER

İmla kurallarına mutlaka uymalısınız. Türkçe’de bazı sözcükler
söylenişlerindeki kolaylık ve alışkanlığın yazı diline de yansıması
sonucu yanlış yazılıyor. Bunları yaparsanız, yazınızı okuyan sizin için
“acemi” diye düşünür. “Acemi” bir yazar olarak adlandırılmamak için şu
sözcüklerin yazılışına mutlaka dikkat edin:
Yanlız değil yalnız yazmalısınız
Yalnış değil yanlış yazmalısınız
Çünki değil çünkü yazmalısınız
Herkez değil herkes yazmalısınız
Kurdela değil kurdele yazmalısınız
Meyva değil meyve yazmalısınız
Makina değil makine yazmalısınız
Sarımsak değil sarmısak yazmalısınız (Kaynak TDK Türkçe Sözlük)
Fasulya değil fasulye yazmalısınız
Ambülans değil ambulans yazmalısınız
Akedemi değil akademi yazmalısınız
Deklerasyon değil deklarasyon
Papuç değil pabuç yazmalısınız
Otobos değil otobüs yazmalısınız
Orjinal değil orijinal yazmalısınız
Konservatuar değil konservatuvar yazmalısınız
Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısınız
Sovan değil soğan yazmalısınız
Kapora değil kaparo yazmalısınız
Prosedir değil prosedür yazmalısınız
traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısınız
dokuman değil doküman yazmalısınız
Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısınız
Acenta değil acente yazmalısınız


ESPAS

İmla kurallarımızın en çok ihlal edilenlerinden ya da yanlış
kullanılanlarından biri ayrı yazılması gereken eklerin bir türlü
yazılmamasıdır. Dahi (üsteleme) anlamına gelen de’ler, da’lar ve ki’ler
kullanıldıkları sözcükten bir boşlukla (espas) ayrılır. Yani “Ben de
geleceğim” yazmalısınız. “Bende geleceğim” yazarsanız yanlış olur. “Ben
de” deki bu de eki dahi anlamındadır. “Öyle sevdim ki, kimse inanamadı”
yazmalısınız. “Öyle sevdimki kimse inanamadı” yazarsanız yanlış olur.
Soru ekleri de bağlı oldukları sözcükten bir boşlukla ayrılır. Bu ekler
mi, mı, mu şeklinde olabilir. Yani şöyle: “Ben de geleyim mi?” Burada
“mi” bir soru ekidir. Yapayım mı, seveyim mi... Gibi...

ÜNLÜ VE ÜNSÜZLER

Türkçe’de bazı harflere ünlü, bazılarına ünsüz denir. Sesli ve sessiz
harfler tanımı da kullanılır. Sesli harfler a, e, i, ı, o, ö, u, ü’dür.
Sessiz harfler ise kalan 21 harf. Sessiz harfler kendi aralarında "sert"
ve "yumuşak sessiz" olarak ayrılırlar. f, ç, h, p, k, s, ş, t sert
sessiz harflerdir. Kalan sessizler ise "yumuşak sessiz". Sert
sessizlerle biten sözcüklere bir ek yapılacaksa, bu ek de mutlaka sert
sesiz bir harfle başlamak zorundadır. Örneğin “otobüsdeki” sözcüğü
yanlıştır. Çünkü otobüs'ün son harfi s sert sessizdir. Bu nedenle de
ekinin "te" şeklinde kullanılması gerekir. Yani doğrusu “otobüsteki”.
Peki, sert ve yumuşak sessizleri nasıl ayıracağız? Kullanabileceğiniz en
basit yöntem “FISTIKÇI ŞAHAP” yöntemidir. Bu iki sözcükteki sesli
harfleri çıkarın. Yani I’ları ve A’ları. Kalan harflerin tümü sert
sessizlerdir. Eğer ekleyeceğiniz sözcüğün son harfi fıstıkçışahap’ı
oluşturan sessizler arasında varsa, ek de sert sessizlerden, yani
fıstıkçışahap içindeki harflerden (f. s, t, k, ç, ş, h , p) biri ile
başlamalıdır.

ŞAPKA VE ÜNLEM

Şapka inceltme ya da uzatma işaretidir. Bazı sesli harflerin üzerine
konur. A, u, i gibi. Amacı, bu harfin uzatılarak ya da iki taneymiş gibi
okunması gerektiğini göstermektir. Yani şapkalı bir a harfi
gördüğünüzde bunu aa gibi okursunuz. Türkçe’ye özellikle Arapça ve
Farsça dillerinden giren sözcüklerdeki anlam karışıklığını önlemek
amacıyla uzatma işareti kullanmak gerekiyor. Hala yazdığınızda bu
sözcüğün babanın kız kardeşini kastettiği anlaşılır. Ama hâlâ yazarsanız
bu devam eden, süregelen, devam etmekte olan anlamındadır. Aynı şekilde
kar yazarsanız, meteorolojik bir olay anlaşılır. Kazanmak, çoğaltmak,
artırmak anlamına gelen kâr’ı kastediyorsanız kâr yazmalısınız. Uçurum
anlamındaki yar ile sevgili anlamındaki yâr’i de bir şapka ayırır. Genel
kural olarak şapka bu üç sözcükte kullanılır. Çünkü hala ile hâlâ'yı,
kar ile kâr'ı, yar ile yâr’i birbirinden ayırmak gerekir. Ama örneğin
reklam yazarken şapkalı da yazsanız, şapkasız da o sözcüğün reklam
olduğu anlaşılır. Yazının sade olması bakımından gereksiz ve sık şapka
kullanılmaması yerindedir. Yazıyı illa "süslemek" istiyorsanız kullanın.
Yine yazının sadeliği, kolay okunması bakımından sık sık ünlem işareti
(!) ve soru işareti (?) kullanmak da gereksizdir. Kurduğunuz cümle zaten
bir vurgu içermiyorsa siz sonuna istediğiniz kadar ünlem işareti koyun
istediğiniz etkiyi sağlayamazsınız. Ama yeterli vurgu varsa, ünlem
işareti koymaya bile gerek kalmaz.

ŞU HAİN
EKLER


Özellikle yabancı sözcükler ve kısaltmalara yapılan eklerde hatalı
kullanım çok yaygın. Örneğin IMF kısaltmasına den, ye, nin benzeri ekler
yapıldığında bu kısaltmanın orijinal okunuşuna göre mi, yoksa Türkçe
okunuşuna göre mi ek yapılacağı kestirilemiyor. Doğrusu eki Türkçe
okunuşuna göre yapmak. Yani IMF kısaltmasının son harfi "f" olduğuna
göre yapılacak ekin de bu yumuşak sessiz harfe uygun olması gerekir.
IMF’e (okunuş şekli orijinal ef’ten) yazılışı ya da söylenişi yanlıştır.
Doğrusu IMF’ye (okunuş şekli Türkçe fe) olmalı.

NE ZAMAN AYRI NE ZAMAN BİRLEŞİK ?

Türkçe’de 1980 döneminde başlayan ayrı mı yazmalı, birleşik mi yazmalı
konusundaki kaos hâlâ sürüyor. Örneğin "karabahtım" mı yazılmalı, "kara
bahtım" mı yazılmalı gibi. Bu tartışmanın temelinde sözünü ettiğimiz
dönemde ülkemizdeki dilbilimciler arasında ortaya çıkan "öztürkçe",
"canlı ya da yaşayan Türkçe" bölünmesi yatıyor. Öztürkçe’yi savunanlar
genellikle birleşik, "yaşayan Türkçe"yi savunanlar ise ayrı yazımdan
yanadır. Genel kural olarak, eğer iki ayrı sözcük birleşip yeni ve
bambaşka anlamlı bir sözcük oluşturuyorsa birleşik yazılmalıdır.
Örneğin, sivrisinek, anamuhalefet, karabasan, kardelen, tümdengelim,
ortaokul, altyapı, üstgeçit, karadelik gibi...

GELİYİM Mİ, GELEYİM Mİ ?

Sık yapılan yanlışlardan biri de bu. Yani soru eklerindeki ilgeçlerin
(edatların) yanlış kullanımı. Geliyim mi, söyliyeyim mi, ağlıyayım mı,
başlıyayım mı, yatırıyım mı demek ya da yazmak yanlıştır. Doğrusu
geleyim mi, söyleyeyim mi, ağlayayım mı, başlayayım mı, yatırayım mı
olmalı...

ŞİİR VE NOKTALAMA İŞARETLERİ

Sık yapılan bir başka hata şiirlerde dize sonlarında virgül
kullanılması. Yapısı gereği şiirde bir dize ya bir cümledir ya da alt
dizelerde tamamlanacak olan bir cümlenin parçasıdır. Bir cümle olması
halinde dize sonuna virgül değil nokta konulur. Ki bu da şiirin
görselliği, estetiği ve anlatım kaygısı bakımından illa gerekmez.
Ustaların noktalama işareti kullanmadan yazdığı pek çok güzel şiir
olduğunu hatırlayın. Bir cümlenin parçası olması halinde ise her dizenin
sonuna virgül koymak, bir yandan anlamı karmaşıklaştırır, söylemi
zayıflatır, bir yandan da görselliği içinden çıkılmaz hale getirir. Eğer
şiirde bölünmüş bir cümleden oluşan birden çok dize varsa, anlamı
zayıflatmamak, söylem kaybının önüne geçmek amacıyla virgül
kullanılabilir. Ama "bu dize bitti, cümle bitmedi, alt dize ya da
dizelerde sürüyor" mantığıyla her dize sonuna virgül koyarsanız
estetiktek, içerikten ve okuma kolaylığından ödün vermiş olursunuz.

BOL NOKTA BOL HATA

Türkçe imla kılavuzunda "yan yana iki nokta" şeklinde bir noktalama
işareti yok. Ama "yan yana üç nokta" Türkçe imlasında yer alan bir
noktalama işareti. Bunu unutmayın. Milli edebiyat akımının ilk
dönemlerinde Latin alfabesine geçişin karmaşası içinde kimi yazarların
kullandığı "yan yana iki nokta" yanlışı kısa sürede düzeltildi. Çoğu
zaman düzyazıda, özellikle şiirde yapılan bir başka nokta hatası "yan
yana üçten çok nokta" ya da "sıralı nokta" koymak. "Sıralı noktalar",
kural olarak, bir metinde "bilerek ya da eksik bilgilenme nedeniyle"
atlanan veya çıkarılan bölümleri belirtmekte kullanılır. Ya da bir
yazının içine herhangi bir metinden bir bölüm alındığında, alınan bölüm
metnin başından değil başka bir yerinden başlıyorsa, bunu belirtmek için
"sıralı nokta" kullanılır. Siz, şiir ya da düzyazınızdaki cümlelerin
sonuna "anlamı ve söylemi güçlendirme" kaygısıyla "üçten fazla" noktayı
sıralarsanız, ortaya çıkan anlam budur: Yani kastınızdan çok uzak ve
tümüyle yanlış bir anlam.

NİDÂ'YI NÂDİM ETMEYİN


Nidâ, bildiğiniz gibi, ünlem işareti. Bu tür düşünce, duygu ve fikirleri
içeren cümlerin sonlarında korku, şaşkınlık, hayret, üzüntü benzeri
güçlü duyguları belirtmek için konulur. Bağırma, haykırma, isyan etme,
zafer düzeyindeki bir sevinci belirtme gibi güçlü duguysallık ve şiddet
içeriği bulunan cümleler de ünlem işaretiyle bitirilir. Bilinmeyen,
belirlenemeyen, anlam verilemeyen durumların ifade edildiği cümlelerin
sonuna bunu vurgulamak amacıyla yine ünlem işareti konulur.
Sık yapılan bir hata, ya da yanlış anlama nedeniyle başvurulan bir
yöntem, bu tür cümlelerde güya anlamı güçlendirmek, vurguyu artırmak
amacıyla art arda ünlem işaretinin kullanılması. Oysa art arda iki ya da
üç ya da dört ya da daha fazla ünlem işareti Türkçe'nin noktalama
işaretleri arasında yer almaz. Ünlem işareti bir kez kullanılır ve
istenilen vurguyu yapar. Eğer cümleniz zaten doğuştan vurgusuzsa sizin
art arda ünlem işareti koymanız onu ne güçlendirir ne de kurtarır. Olsa
olsa zayıflığını iyice ortaya çıkarır. Bir yandan da bu kadar kalabalık
"nidâ" bir "nidâ"yı "nâdim" eder. Yani üzer.

__________________________
By_MaRCeLO

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://tolgahansayisman.forumm.biz
 
Yazım Kuralları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yazının Altını ve Üstünü Çizmek !
» kişisel ileti yazıları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Her Telden :: Sanat & Edebiyat-
Buraya geçin: